11 Haziran 2017 Pazar

3. İzmir Polifonik Korolar Festivali

3. İzmir Polifonik Korolar Festivali

Ertuğrul Oğuz Fırat Korosu Dinletisi
11 Haziran 2017, Pazar
Hikmet Şimşek Sanat Merkezi, Karşıyaka/İzmir

Ertuğrul Oğuz Fırat Korosu, Mozart Akademi'nin düzenlediği 3. İzmir Polifonik Korolar Festivalinin 13.00 oturumuna katıldı.
Konser programımız:
  1. Göle Yas
    Turgay Erdener
  2. Sonbahar Rüzgarı - karma koro için 3 şarkı (Japon şiirleri üstüne)
    Onur Özmen
  3. Avcı
    Ertuğrul Oğuz Fırat
  4. Lakodalmas
    György Ligeti
  5. Turot Eszik A Cigany
    Zoltan Kodaly
  6. Bahçalarda Mor Meni
    Gaziantep Türküsü - düzenleme: Çiğdem Aytepe


Katılımcı her koronun, çeşitli başarı kriterlerinden biriyle ödüllendirildiği festivalde Ertuğrul Oğuz Fırat Korosu da "Entonasyon, Homojenlik ve Koro Tınısı Başarı Ödülü" ve "Mozart Akademi Özel Ödülü"ne layık görüldü.

2 Mayıs 2017 Salı

HÜADK 81. Yıl Uluslararası Kültür Sanat Festivali

HÜADK 81. Yıl Uluslararası Kültür Sanat Festivali

İlk Gün Kapanış Konseri
2 Mayıs 2017, Salı - 18:30
HÜ Ankara Devlet Konservatuvarı
Konser programımız:
  1. Göle Yas
    Turgay Erdener
  2. Sonbahar Rüzgarı
    1. Sonbahar Rüzgarı
      Onur Özmen, şiir: İwasa Toichiro
    2. Uzaklardasınız
      Onur Özmen, şiir: Fukuhara Kiyoshi
  3. Avcı
    Ertuğrul Oğuz Fırat
  4. Turot Eszik o Cigany
    Zoltan Kodaly
  5. Nachtwache - Op.104, No.1
    Johannes Brahms
  6. Madrigali ad un Dolce Usignolo
    Adriano Banchieri

11 Kasım 2016 Cuma

Ertuğrul Oğuz Fırat'ı Anma Gecesi

Ertuğrul Oğuz Fırat'ı Anma Gecesi

11 Kasım 2016, Cuma- 18:30
Erimtan Müzesi, Ankara



Ertuğrul Oğuz Fırat hocamız için düzenlenen anma gecesi, onun müzikleri, şiirleri, resimleri ve anıları ile dopdolu bir etkinlik oldu.

Çağdaşsanat severler ile hep birlikte Erimtan Müzesi'nde buluştuk; samimi ve yüksek düzey bir konser ile çağdaş sanatı ve Ertuğrul Oğuz Fırat hocamızı yaşadık.

Konserde Fırat'ın "Liszt'i Anış" eserini seslendiren ülkemizin çok kıymetli piyanistlerinden Mehmet Okonşar, eser öncesi yaptığı açıklamalarda aslında müzik edebiyatında bugün en sevilen bestecilerin kendi zamanlarının öncü ve marjinal bestecileri olduğunu vurguladı; Ertuğrul Oğuz Fırat'ın "avant-garde" yönü ile çağdaş müziğimize olan etkisinden bahsetti.

Biz de, hocamızın hatırası için müzik edebiyatının öncü bestecilerinden eserler seslendirdik; armonik buluşları ile tonalite kavramını bambaşka koridorlara sürükleyen Liszt, müziğin temel parametrelerini neredeyse eriten Ligeti ve gerek efektif yazıları, gerek armonik renkleri ile döneminin ilerici bestecilerinden Banchieri'nin eserleri.

Konserde yer alan genç yorumcular; Erdem Kapusuz, Zeynep Ülbegi, Çağatayhan Daniş ve Melis Soyarslan, derinlikli icraları ile bu kıymetli akşamda hepimize Ertuğrul hocanın müziklerini, Emir Ali Tercan ise şiirlerini dinleme güzelliğini yaşattılar,

Etkinliği düzenleyen Öncü Sanatı Koruma Derneği ve etkinliğe emeği geçen herkese en içten teşekkürlerimizi sunarız.

Mehmet Okonşar'ın Ertuğrul Oğuz Fırat için yaptığı konuşma


Şimdi burada gördüğünüz aksesuarları ve piyanoyu ben çalmaya başlamadan önce küçük bazı düşünceler paylaşmak istiyorum.

Benim hocayla olan temasım oldukça kısıtlı olmuştur; çünkü seksenli yıllarda ve doksanlı yılların başında yurtdışındaydım -öğrenciyken yurt dışındaydım- dolayısıyla hocanın derslerini birebir takip edemedim malesef. Ondan sonra tabi temaslarım oldu.

Fakat Ertuğrul Oğuz Fırat'ın benim için ne ifade ettiğini düşündüğüm zaman, açıkçası bu konser teklif edildiği zaman çok mutlu oldum ve acaba, dedim, kimdir, nedir benim için. Aklıma birden şu fikir geldi: Türkiye'nin Charles Ives'ı.

Şimdi bunu biraz açmam gerekir: Charles Ives kimdir?

Charles Ives 1900'lerin başlarında Amerika'da doğan bir bestecidir. Fakat kendisi aslında profesyonel, yani meslekî açıdan bir besteci değil, bir sigortacıdır. Ve aynı zamanda Amerika'nın da en modernist, en devrimci bestecisidir. Bütün ondan sonra gelen Amerikan besteciler, bir şekilde kendilerine ondan örnek almışlardır.

Şimdi bu Charles Ive gerçekten enteresan bir benzetme, ya da analoji olarak ortaya çıkıyor. Tabi bunu daha da genişletebiliriz, Conlon Nancarrow mesela sayabiliriz. Ertuğrul Oğuz Fırat çizgisinde olan besteciler... Belki öğrencileri bilir, belki dinletmiştir eserlerinden sizlere, onu bilemiyorum ama hocanın bunlara çok duyarlı olduğu kesin. Burada korkusuz bir modernizm var, yani "korkusuz"dan kastım, evet modernizm, çağdaş olmak, modern olmak pek çok besteci ve Türk bestecisi için bir çaba olmuştur ama burada bir korkusuzluk var. Gerçekten burada ben onu hissediyorum. Yani hiçbir şeyden korkmadan önündeki yaratıcı fikri ortaya koyabilmek, ki bu(nu) da mainstream dediğimiz ana akım bestecilerimizde pek göremiyoruz.

Aynı zamanda ekstremist bir besteci. Uçlara gitmekten korkmayan bir besteci.

Peki bu korkusuzluk ve ekstremizm, bunu müzik tarihine baktığımız zaman, o zaman, şöyle de diyebiliriz: Bach da aynı zamanda korkusuz, ekstremist bir besteciydi. Keza Mozart, Beethoven veya Liszt -kendisinden esinlenilmiş bir parçayı çalacağım şimdi- seslendireceğim şimdi- Debussy, Stravinsky, vesaire... Dolayısıyla bu gerçekten çağlara, müzik tarihine isim bırakan bestecilerin en önemli özelliklerinden bir tanesi. Ve ben buna bir de marjinalizmi eklemek istiyorum. Marjinalist çok küçümseyici bir anlam almaya başladı belki son zamanlarda, ama sanatta marjinalizm bence ulaşılması gereken en ileri mertebelerden bir tanesidir. Keza Bach marjinalist değil miydi? Marjinal bir besteciydi. Mozart, aynı şekilde; Beethoven, aynı şekilde... Bunların zamanında marjinal olmayan bestecilerin isimlerini şu anda bilmiyoruz. Bizim bildiklerimiz o devirdeki avangard, marjinal, ekstremist, ve korkusuz, yenilikçi olan besteciler, bugün bizim klasik olarak bildiğimiz besteciler.

Ve bunları hoca, tahmin ediyorum bu kavramları, orada bulunmadığım için derslerinde, öğrencilerine yıllar boyu -bayağı uzun yıllar sürdü sanıyorum o toplantılar- bunların hepsini aktarmış oldu. Çok, çok kayda değer bir şey.

Şimdi eserlerin artık belki de, bundan sonra yapılabilecek bir aşama, sayısal ortama, internet ortamına bir şekilde geçerek ölümsüzlüğe kavuşması. Belki bu yolda çaba göstermeye değer. El yazmalarının taranıp internet kütüphanelerine konulması, belki yapılıyordur zaten, naçizane fikrim.

Şimdi bu çalacağım eser 1986, yani Liszt'in ölümünün yüzüncü yılında, Liszt'in anısına bestelenmiş...

21 Ağustos 2016 Pazar

2016 Cantemus Festivali Üzerine

Çiğdem Aytepe'den Festival Değerlendirmesi


Ertuğrul Oğuz Fırat Korosu olarak, 16-21 Ağustos 2016 tarihlerinde Macaristan’da katıldığımız “11. Cantemus Uluslararası Koro Festivali”nde; Nyiregyahaza ve Rakamaz’da iki konser, Folklorik Konser, Yarışma ve Gala Konseri olmak üzere beş ayrı konser verdik.

Yarışmada Adriano Banchieri, Zoltan Kodaly, Adnan Saygun, Ertuğrul Oğuz Fırat ve Çiğdem Aytepe’nin eserlerini seslendirdik. Yarışmanın sonunda gümüş diplomanın yanı sıra, seslendirdiğimiz Türk eserlerinin performansı ile “en iyi şef yorumu” özel ödülüne de layık görüldük.

Konserlerimizde, A. Banchieri ve Yalçın Tura eserlerinin yanında, koromuzun klasikleşen “bir aşk hikâyesi” başlıklı halk şarkıları dizisini de seslendirdik. Ligeti’nin “Lakodalmas” adlı eseriyle sonlanan kurgumuz, sırasıyla Yunanistan, İzmir, Gaziantep, Küba ve Macaristan’a ait eserlerden oluşuyor ve her eser aşkın farklı bir yüzünü anlatıyor. Büyük ilgi toplayan bu kurguya yapılan yorumlarda; yüksek müzikalitenin yanısıra, “seyirciye eserlerin özünü teatral olarak sunan, ancak müziğin önüne geçmeyen dengeli sahnelemeyle, ideal hareketin yakalanmış olduğu” vurgulananlar arasındaydı.

Normalde neşeli türküleri tercih edeceğimiz folklorik konserimiz için,  ülke olarak yaşadığımız zor günler ve kayıplarımız nedeniyle daha ağır yapıda türküler hazırlamak içimizden geldi.
"Çökertme, Çayeli, Bahçalarda Mor Meni ve Yavuz Geliyor" türkülerimizin yer aldığı programda, folklorik kıyafetlerimizle sahne aldık ve Çökertme türkümüzde zeybek koreografisi kullandık. Yeri gelmişken, bize festival öncesinde kıymetli zamanını ayırarak zeybek figürleri çalıştıran sevgili Adnan Erenler’e, tüm EOF Korosu ailesi olarak teşekkür ederiz. Bas partisi üyemiz Aytekin Erkek’in Çökertme türkümüzdeki solosu ise bahsetmeden geçemeyeceğimiz bir detay. Sayesinde; provalardan sahneye her icrada, tarihimizin köklerinde hissettik kendimizi. Koro üyelerimiz adına, tekrar “yüreğine sağlık Aytekin Erkek!” demek istiyorum.

Festival’in Açılış ve Gala Konserleri; eşsiz “Cantemus” ruhunun güneş gibi parladığı anlardı. Müziğin coşkusunun herkesi içine alarak dev bir aile haline getirdiği, tüm koroların bir arada olduğu, yüzlerce kişinin birlikte şarkı söylediği eşsiz anları yaşamak, EOF Korosu olarak bu festivale katılma amaçlarımızın başında geliyordu; keyifle yaşadık.

Katılanlar bilir, festival mekânlarında, katılan her ülkenin bayrağı asılıdır, -o ülkeden bir kişi bile gelse! Açılış konserinde de ev sahipliği yapan Cantemus koroları, her koroya, geldikleri ülkeye ait bir şarkı söyleyerek hoş geldin derler. Cantemus ailesinin büyük şefi Denes Szabo, her bir ülkeye bir şarkı ithaf eder! Bizlere de her zaman olduğu gibi (2007’den beri şahit olduğum), harika Üsküdar yorumları ile “hoşgeldiniz!” dediler.

Böyle yüksek bir nezaket ve sevgiyi yaratan korolar, açılış konserini -her zaman olduğu gibi- seyircilere çiçekler dağıtarak sonlandırdılar.

Kapanış (Gala) konserinde; her koro kısa konserini verip ödülünü aldıktan sonra, festivale katılan tüm korolar (yaklaşık 700 kişi), bakır üflemeli çalgılar eşliğinde ortak eserleri seslendirdi. Yaratılan atmosfer ve zarafet, gerçekten eşine az rastlanır güzellikteydi. Ancak festivalin en unutulmaz anlarından biri, yarışma akşamı düzenlenen “night spa” etkinliğinde, tüm koroların bu ortak eserleri , inanamadığım bir kaliteyle “havuzda” söylemesiydi diyebilirim.

Bu festival, 2012 yılında kurulan Ertuğrul Oğuz Fırat Korosu’nun ilk yarışması ve yurtdışı deneyimi oldu. Amacımız, düzeyimizi ilerletmek ve “Cantemus” ailesinin pırıl pırıl coşkusunu yaşamaktı.

Etkinlik öncesi ülkemizde yaşanan sıkıntılı gelişmeler, pek çok üyemizin gelememe olasılığı bizi çok sarstı. Bu süreçte bizi yalnız bırakmayan Öncü Sanatı Koruma Derneği başkanı Sayın Zuhal Selçuk’a yılmaz enerjisi ve desteği için teşekkür etmeyi bir borç biliriz.

Son ana dek yaşadığımız sıkıntılar bizi çok yorsa da, Nyiregyhaza’ya ulaştığımızda, Cantemus ailesinin candan evsahipliği yorgunluğumuzu unutturdu. Bir sürpriz evsahibimiz daha vardı ki, bizlere güler yüzü ve hoşsohbeti ile hep harika hissettirdi. Aksaray Üniversitesi öğretim üyesi, ülkemiz koro müziğine maddi manevi destek ve katkılarını hiç eksik etmeyen Sayın Süleyman Tarman (ayrıca benim ve Meral Mete can arkadaşımın lise yıllarımızdan öğretmenimiz), yarışma jürisi üyelerindendi! Kendisine buradan tüm sevgi ve selamlarımızı yolluyor; candan ilgisi için, yaşadığımız güzel anılar için çok teşekkür ediyoruz.

Bizler, Nyiregyhaza’ya yirmi dokuz kişilik kadromuzdan yirmi beş kişi gidebildik. İlkin Alpay, Selin Özdemir, Sercan Danışman ve Mehmet Kaya arkadaşlarımızın eksikliğini maddi manevi çok hissettik, üzüldük, müzikal olarak da etkilendik.

Ancak konserlere çıkan 25 kişi elinden gelenin en iyisini yaptı. Ankara’da çalışamadığımız detayları Nyiregyhaza’da çalıştık. Elbette iyinin sonu yok ve bu harika festivale “gidebildiğimiz” için, yaşadığımız tüm güzellikler için şükrediyorum.

Bu festivale candan emeklerini koyarak güçlü bir adım atan tüm EOF Korosu ailesine;
En zor anlarımızda yanımızda olan, yardımlarını esirgemeyen tüm yakınlarımıza;
En içten teşekkürlerimi sunarım.

Çiğdem Aytepe


7 Mart 2016 Pazartesi

Bale - Konser: Cumhuriyetin Kadın Sanatçıları

Emekçi kadınlara adanmış Bale – Konser; “Cumhuriyet’in Sanatçı Kadınları” tarafından gerçekleştirilecek ve ağırlıkla çağdaş yapıtlar seslendirilecek.
İlgi çekici bir program ve çok nadir bir araya gelecek, kıymetli isimlerin yer aldığı etkinlikte, Ertuğrul Oğuz Fırat Korosu, birbiri ile bağlantılı olarak kurgulanmış dört koro eserini “Bir Aşk Hikâyesi” başlığı ile seslendirecek. (Aytepe-Constantinidis-Matamoros)
Etkinliğin diğer ilgi çekici yanlarından biri; HÜADK öğretim görevlisi koreograf İnan Mert’in, “ İç Sesim” adli modern bale’si yanında, konserin diğer eserlerine de olan katkısı. Mert, Sıdıka Özdil’in “Anadolu’dan Üç Görüntü” adlı eseri ve koromuzun “Bir Aşk Hikayesi” için de koreografi tasarladı ve dansçılarla birlikte tüm çalışma sürecinde yer aldı.
Keyifli bir çalışma süreci ile hazırlandığımız; Cumhuriyet Kadınları’nın tasarımı ve sunumu olacak bu özel etkinliğe, tüm koro severleri davet ediyoruz.

8 Mart 2016, Salı - 18.00
Avukat Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezi
Oğuzlar Mah. Av. Özdemir Özok Sok. No:8 Balgat /Ankara


16 Ekim 2015 Cuma

EOF Anma Gecesi

Koromuzun ismi neden Ertuğrul Oğuz Fırat?
Geçen yıl bugün kaybettik Ertuğrul hocamızı.
Bazı insanlar vardır; bir insan gibi değil de, yüzlerce insanmış
gibidir.
Yanında olduğunuzda aydınlanırsınız. Gözleriniz parlar. Yoz olanın getirdiği ümitsizliği bile unutur, çalışma aşkıyla dolarsınız.
Öyleydi.
Yokluğu sonrası, bir yıl geçmeden can yoldaşı Mehmet Börcek ağabeyimizi de kaybettik.
Ertuğrul hocamızın müzikleri, tabloları, edebi yazıları, şiirleri, müzik yazıları, eleştirileri... Hepsi yanımızda...
Ama onlar yok artık.
Bilge Karasu, bir romanında "kaybettiklerimizin ardından yaşarız, ancak bir uzvumuzu yitirmiş gibi yaşarız" diyor. Öyleyiz.
Eksiğiz.

7 Nisan 2015 Salı

Paul Patterson Türkiye Premiyeri

Bu akşam İngiliz besteci Paul Patterson'un eşliksiz koro için yazdığı Salvum Fac Populum Tuum Domine adlı eserinin Türkiye prömiyerini gerçekleştirdik. İkinci seslendirişin ilkinden de iyi olması için konser sonrasında besteciden performans üzerine yorumlarını aldık.